İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.120.442 ▲ %0,95
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Gündem

Genç Seixas ile tanışın!

Paul Seixas, Il Lombardia zaferiyle yol bisikletinin en genç şampiyonlarından biri oldu. Paul Seixas'ın yükselişi ve kariyer yolculuğu... Genç Seixas ile tanışın! Medyascope

İSTANBUL (Medyascope) – 2026 yol bisikleti sezonu yavaş yavaş kapanırken yılın son anıtsal klasiği Il Lombardia'da kazanan Fransa'dan Paul Seixas oldu. Genç bisikletçinin kısa ama dolu dolu kariyer yolculuğu bu zaferin habercisiydi.

Ilık bir güz akşamüstü, güneş batarken, çığlık kıyamet ama her şey yolunda. Fransızların yeni biriciği Paul Seixas, yol bisikleti sporunun beş anıt klasiğinden biri olan Il Lombardia yarışının 120 yıllık rekorunu kırarak en genç kazanan olmak için gaza bastı, tek başına pedal çeviriyor. Yüzüne güneş vuruyor.

Akşam güneşi rahatsız etmez aslında. Batan o kırmızı sarı noktaya doğru ilerledikçe bir huzur doğar sanki içe. Batan güneş içi aydınlatır. Paul Seixas da muhtemelen rahatsız değil bu yüzden, kendi görkemi ve tepeden kayan ışık ile birlikte huşu içinde.

Finişi geçti. Senenin son anıt klasiğinin en genç şampiyonu artık. Bulunduğu seferin en genciydi zaten. Bu herhangi bir sporda olacak şey değildir. Hiçbir elit mücadelede, hele ki bu denli kalabalık olanlarda, en küçük olan asla kazanmaz.

Çizgiden geçerken iki eliyle yüzünü kapadı. Tanıdık bir sevinç, yapan çok. Ama çok samimi de bir yandan. Şaşılacak şey çünkü. Bu yaşında (20 yıl ve 16 gündür hayatta) çok özgüvenli. Kaybedince kendini en sert eleştirenlerden. Başarınca şaşıran, başaramayınca hayıflanan o kimselerden.

İyisi mi onu tane tane anlatalım. Uzun sürmeyecek, çünkü Fransız cengâver yolculuğuna yeni başlıyor.

Küçük Paul doğduğunda Plüton gezegen statüsünü henüz kaybetmişti, yıl 2006. Fransa Lig 1'de hakimiyet güneydoğudaydı; Lyon peş peşe beşinci şampiyonluğunu kazanmış, iki yenisi de yoldaydı. Şehirde insanların kiralık bisikletlere ulaşabileceği bir istasyon sistemi kurulmuş; Avrupa'daki çoğu komşusuna örnek olacak bu sisteme Velo'v adı verilmişti. Bol yağmurlu bir eylül sabahında dünyaya gelen Seixas ailesinin yeni üyesine de Paul denilmişti.

Küçük Paul'un ebeveynleri karateciydi. Geleceğini şekillendirecek bisiklet sevgisi baba tarafından büyükannesi ve büyükbabası ile hayata geçti. Onları iki teker tutkusunun harla yaşandığı bölge Bretonya'da sık sık ziyarete gitmesi bunda etkiliydi. Ailesi ona spor için hem disiplin hem de sevgiyi aşılamıştı. Böylece Paul önce krossta selesine sağlam oturmayı öğrendi, ardından Lyon'daki yerel kulüplerde yolculuğuna başladı.

2023'te ilk yaş altı kontratını imzaladı, 2024'te bisiklet gurmelerine kendini tanıttı. Gençlerde zamana karşı yarışında dünya şampiyonluğu kazandı. Ama aynı zamanda iyi de bir tırmanıcıydı, yol yarışını da fena bitirmedi. Yıllardır beklenen 'hem iyi tırmanıp hem de zamana karşıda avantaj kaybetmeyecek Fransız bisikletçi' olabilir miydi? Mesih o muydu? İsmi de bu benzetmeye uygundu. Çok geçmeden Dune evreninin karanlık prensi Paul Atreides'e benzetilmeye başlandı.

2025'te ismini en doğru yerde, genç yıldızların kendini gösterebileceği en büyük yarış olan Tour de l'Avenir'de tüm bisiklet âlemine duyurdu. Sonraki ay Avrupa Şampiyonası'na katılıp devlerle mücadele etmeye kalktı. Yarışı Tadej Pogacar ve Remco Evenepoel'un hemen arkasında bitirdi, kürsüye çıktı. Peşinden hızını alamayıp ilk anıtsal klasiğini koştu. İlk Il Lombardia denemesinde yedinci oldu.

2026'ya girerken herkes onu konuşuyordu. Fransa'dan 19 yaşındaki bir cengâver bu kez sadece kendi memleketlilerini değil, sporun tüm tutkunlarını heyecanlandırmayı başarmıştı işte.

Böylesi bir yeteneğe, böylesi genç bir bisikletçiye erkenden yüklenmemek gerekir. Zihinsel anlamda hazır görünebilir ama bacakları her şeyden değerlidir. Fakat dönüp bakınca Paul'un devler arasındaki ilk büyük senesine sert başladığını söylemek mümkün.

Sezonu şubat sonunda Portekiz'de açıp orada genel klasman ikinciliği kazandı. Hemen ardından kendi topraklarında Matteo Jorgenson, Mattias Skjelmose ve Egan Bernal gibi büyük tırmanıcıların önünde Faun-Ardèche Classic'i kazandı. Peşinden beyaz topraklar üzerinde, Siena'da sporun en büyüğüyle kapıştı ve Pogacar'ın arkasında ikinci oldu. Orada özgüven edindi. Ardından art arda Bask Turu'nu ve sonunda 'duvara' tırmanılan uzun bahar klasiği La Flèche Wallonne'u kazandı. Sonra Tadej Pogacar'ın arkasında tekrar ikinciydi, bu kez bir diğer anıtsal klasik Liège-Bastogne-Liège'de.

Bol aksiyonlu baharın ardından yılın büyük anı geldi: Fransa Turu zamanı. Genç Paul sarı mayo mücadelesine hazırlanırken kaza yapmıştı ama dediğine göre bir problemi yoktu. Pogacar'ın kasıp kavurduğu, Sloven'in kimi zaman kendi yarışını bırakıp takım arkadaşı Isaac Del Toro'ya yardım etmeye başladığı turda hiç de fena bir üç hafta geçirmedi. Aslında Fransa Turu'nu ilk kez koşan 19 yaşındaki bir bisikletçi için yaptıkları mükemmeldi ancak ondan şimdiden daha fazlası bekleniyordu. İlk büyük turunu kürsünün hemen arkasında bitirdi. Sonra birkaç ay dinlendi.

Sezon kapanışı için ilk durak Montreal'di. Dünya Şampiyonası'nda bireysel zamana karşı yarışını alanın en kuvvetli iki ismi Remco Evenepoel ve Filippo Ganna'nın hemen arkasında tamamladı. Bronz madalyasıyla yol yarışı için de heveslenmişti ama işler istediği gibi gitmedi. 273 kilometrelik mücadeleyi kürsünün çok gerisinde bitirdi. Finiş çizgisini geçince performansını en çok kendi eleştirdi.

Yılını orada noktalayabilirdi fakat 2026 serüvenini meziyetlerine en uygun yarış olarak gördüğü Il Lombardia'da bitirmeyi tercih etti. Yarıştan birkaç gün önce Lyon sokaklarında bir trial bisikletçisiyle şov yaptı. Selenin başka bir alanında uzmanlaşan meslektaşının, kendisi yerde yatarken üzerinde bisikletle hareketler yapmasına izin verdi. Zihnen rahat görünüyordu.

Yarışa başlarken verdiği röportajda her zamanki gibi kendine güvenini belirtti. 239 kilometrelik mücadelenin sonlarına gelirken ise ataklara soğukkanlılıkla karşılık verdi. Takım arkadaşları onun için çabalıyordu, büyük kaçışları yakalama görevi de rakiplerine düşüyordu. Finişe yaklaşırken en dik yokuş olan Civiglio'da öne geçti. Çok sakin göründü, hız yapar gibi bile değildi. Fakat dakikalar içinde peşinde sayılı isim kalmıştı. Biraz daha zorlayınca yolculuğuna tek başına devam etti. Olgun, tolere edilebilir hatta hoşlanılabilir derecede sinsi, yeterince de mantıklı bir zafer denemesiydi yaptığı. İki yıllık profesyonel kariyerinin en büyük başarısını işte böyle elde etti.

Fırtınalı bir güz sabahı Fransa'nın güneyinde doğan genç Paul, ılık bir güz akşamı İtalya'nın kuzeyinde "Dökülen Yapraklar Yarışı" Il Lombardia'yı kazandı.

Kaynak: Medyascope

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…