İçeriğe geç
  • Dolar 49,4454 ▲ %0,02
  • Euro 55,3652 ▲ %0,16
  • Sterlin 65,3879 ▲ %0,18
  • Gram Altın 6.522,22 ▲ %0,03
  • Çeyrek Altın 10.638,21 • %0,00
  • Gümüş 88,42 ▲ %0,01
  • Bitcoin 4.036.233 ▼ %1,85
  • BIST 100 12.118,29 ▼ %1,08

Gündem

Kırık ile Ergül'ün özel röportajı: Gerçekle yalanın sınırı siliniyor

Yapay zekâ sahte görüntü ve ses üretiminin ötesinde, insanların kararlarını yönlendirme ve itibarlarını hedef alma riski taşıyor. Prof. Dr. Ali Murat Kırık ve Neşat Ergül'ün değerlendirmelerinde, dijital içeriklere duyulan güvenin aşınmasına ve gerçeğin ayırt edilmesinin giderek zorlaşmasına dikkat çekildi.

Yapay zekâ yalnızca sahte görüntü ve ses üretmiyor; insanların kararlarını yönlendirme, itibarlarını hedef alma ve gerçeğe duyulan güveni sarsma riski de taşıyor.

Whatsapp Image 2026 10 14 At 10.41.18

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı ve gazetemiz yazarı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, kontrolün fark edilmeden algoritmalara geçebileceği uyarısında bulunarak "En büyük tehlike, kontrolü kaybettiğimizi fark etmeden bu sistemlere bağımlı hâle gelmemiz." dedi.

Yapay zekâ teknolojileri bilgi üretmenin ötesine geçerek insanların tercihlerini, düşüncelerini ve kararlarını etkileyebilecek bir güce ulaşıyor. Hangi haberin okunacağından hangi içeriğin görüleceğine, işe alım süreçlerinden kredi değerlendirmelerine kadar pek çok alanda algoritmaların belirleyiciliğinin artması, bireylerin kararlarını ne ölçüde özgürce verdiği sorusunu gündeme getiriyor.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık, yapay zekânın insan davranışlarını analiz ederek tercihleri yönlendirmesinin ciddi riskler taşıdığını belirtti. İnsanların kendi kararlarını verdiklerini düşünürken aslında algoritmaların yönlendirdiği seçeneklere bağlı kalabileceğine dikkati çeken Kırık, bu sistemlerin işe alımlarda, kredi değerlendirmelerinde ve toplumsal kanaatlerin oluşmasında daha etkili hâle gelmesiyle kararların ne kadar adil olduğunun sorgulanmasının da zorlaşabileceğini ifade etti. Kırık, en büyük tehlikenin insanların kontrolü kaybettiklerini fark etmeden bu sistemlere bağımlı hâle gelmesi olduğunu vurguladı.

SAHTE DELİLLE İTİBAR SUİKASTI

Yapay zekânın insan sesini ve görüntüsünü gerçeğinden ayırt edilmesi güç biçimde taklit edebilmesi, dolandırıcılık ve itibar suikastlarının yanı sıra suç isnatları açısından da önemli bir risk oluşturuyor. Hiç söylenmemiş sözlerin söylenmiş, hiç bulunulmamış bir ortamın yaşanmış gibi gösterilebildiğine işaret eden Kırık, bu içeriklerin kısa sürede milyonlarca kişiye ulaşabildiğini belirtti. Kırık, şunları söyledi:

"Bugün bir insanın hiç söylemediği sözleri söylemiş gibi gösterilmesi, hiç bulunmadığı bir ortamda bulunmuş gibi yansıtılması mümkün. Üstelik bu içerikler birkaç saniye içerisinde hazırlanıp milyonlarca kişiye ulaştırılabiliyor. Böyle bir durumda mağdurun kendisini savunması, gerçeği açıklamasından çok daha uzun sürebilir. Çünkü yalan içerik çoktan yayılmış, insanların zihninde bir kanaat oluşmuş olabilir. Daha da tehlikelisi, gerçek görüntü ve ses kayıtlarının bile sahte olduğu iddia edilebilir. Yani yalnızca sahte delillerle insanları suçlama riskiyle değil, gerçek delillere duyulan güvenin aşınmasıyla da karşı karşıyayız. Bu durum, kişilerin itibarını, mesleki geleceğini ve hatta adil yargılanma hakkını doğrudan etkileyebilir."

GERÇEĞE GÜVEN AŞINABİLİR

Yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin yaygınlaşması, gazetecilerin haber doğrulama süreçlerinden yargının dijital delilleri değerlendirmesine, vatandaşların bilgiye ulaşmasından kamuoyunun oluşumuna kadar pek çok alanı etkileyebilir.

Kırık'a göre bir görüntü veya ses kaydının gerçekliğini ayrıca sorgulamak zorunda kalınması, önümüzdeki dönemin en önemli sorunlarından biri olacak.

Gazetecilerin içerikleri doğrulamak için daha kapsamlı incelemeler yapması, yargının dijital delilleri daha ayrıntılı değerlendirmesi gerekeceğini belirten Kırık, yanlış bilgilerin doğru bilgilerden daha hızlı yayılmasının kamuoyunu yönlendirebileceği uyarısında bulundu. Kırık, tehlikenin yalnızca toplumun yanlış bilgiye inanması olmadığını, bir süre sonra hiçbir bilgiye güvenmemeye başlamasının da mümkün olduğunu ifade etti.

Gerçek ile yalan arasındaki sınırın bulanıklaşmasının hakikatin kendisini tartışmalı hâle getirebileceğini belirten Kırık, yapay zekâ çağında en önemli sorunlardan birinin insanların neye güveneceğini bilememesi olacağına dikkati çekti.

Kaynak: Haber Merkezi

Kaynak: Dirilispostasi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…