İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.076.810 ▲ %0,04
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Futbol

Mehmet Ağar'ın futbol üzerindeki gölgesi

Galatasaray'ın Kasımpaşa'yı 3-1 yendiği maçta Okan Buruk'la aynı tribünde görünen Mehmet Ağar, futbolun hafızasını bir kez daha yokladı. Susurluk hükümlüsüne yapılan cezaevi ziyaretlerinden Avrupa kupası sevincine, transfer tartışmalarından kulüp tesislerine uzanan geçmiş, futbol dünyasının güç karşısındaki seçici unutkanlığını anlatıyor.

Galatasaray, Kasımpaşa karşısında üç puanı aldı. Ancak maçtan geriye yalnızca skor kalmadı. Cezası nedeniyle karşılaşmayı tribünden izleyen Okan Buruk'la aynı bölümde Mehmet Ağar da vardı. Kameralara yansıyan görüntü, Türkiye futbolunun yıllardır kapatamadığı bir tartışmayı yeniden açtı.

Ağar'ın futbolun en görünür isimlerinin yanında kendisine yer bulması artık şaşırtmıyor. Asıl üzerinde durulması gereken de bu alışkanlık.

Türkiye'nin yakın tarihindeki en ağır skandallardan biriyle özdeşleşmiş bir siyasetçi, futbol ortamında kolaylıkla "eski bakan", "iyi Galatasaraylı", "ağabey" sıfatlarıyla ağırlanabiliyor. 

AĞAR'IN GEÇMİŞİ

Siyasi geçmişi kapıda bırakılıyor, taraftarlığı içeri alınıyor. Oysa Mehmet Ağar'ın geçmişi, üzerinde uzlaşılmış bir unutma kararıyla ortadan kalkacak kadar hafif değil.

Ağar, Susurluk davası kapsamında silahlı suç örgütü oluşturup yönetmekten 2011'de beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karar 2012'de Yargıtay tarafından onandı.

Tam da bu nedenle, bugünkü görüntüyü anlamak için 2012'ye dönmek gerekiyor. 1 Haziran 2012'de Fatih Terim, Ağar'ı Aydın'ın Yenipazar ilçesindeki cezaevinde ziyaret etti.

Dönemin haberleri, ziyaretin çevresinde oluşan atmosferi ayrıntılarıyla anlatıyor: Taraftarlar Terim'i karşılıyor, imza almak ve fotoğraf çektirmek için etrafını sarıyor, cezaevi önüne kadar gidiyordu. Terim'e sorulan sorular arasında Hamit Altıntop'un transferi de vardı. 

FUTBOLUN SAĞLADIĞI İTİBAR

Bir Susurluk hükümlüsüne yapılan ziyaret, futbol yıldızına gösterilen ilginin içinde sıradanlaşıyordu. Haberlerde transfer merakı ve taraftar coşkusu öne çıkarken ziyaret edilen kişinin orada neden bulunduğu geri plana düşüyordu. 

Futbolun sağladığı itibarın siyasi geçmişi nasıl örtebildiğini görmek için bundan daha çarpıcı bir sahne bulmak zor.

Üstelik Yenipazar'a uzanan yol tek bir kulübün yolu değildi. 18 Temmuz 2012'de dönemin Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım da Ağar'ı ziyaret etti. Yanında Abdullah Kiğılı ve Rıdvan Dilmen vardı. Aynı yıl Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören de federasyon yöneticileri Cem Kargın ve Arif Koşar'la birlikte cezaevine gitti. 

Bütün bunları ele aldığımızda sahada birbirine rakip olanların, güç sahipleriyle ilişkilerinde ne kadar kolay ortaklaşabildiği ortaya çıkıyor. 

ARDA TURAN'IN AÇIKLAMALARI

Bir başka çarpıcı örnek ise Avrupa kupası sevincinin içinden çıktı. Arda Turan, Atletico Madrid'le 2012'de Avrupa Ligi'ni kazandıktan sonra Ağar'a sevgisini ve saygısını iletti. Dönemin röportajında onu "Bir G.Saraylı büyüğüm" diye tanımlarken, "Siyasi kişiliği ile hiçbir alakam yok" dedi. 

Bu ayrım kulağa kullanışlı geliyor. Fakat Ağar'ın kamusal ağırlığını siyasi geçmişinden ayırmak nasıl mümkün olacak?

Bir insanın tuttuğu takım, onun kamu gücünü nasıl kullandığına ilişkin soruları neden önemsizleştirsin?

Taraftarlık, geçmişin üzerini örten bir iyi hâl belgesine dönüştürülebilir mi?

Arda'nın sözleri, futbolun bu ilişkileri hangi dille normalleştirdiğini gösteriyordu. "Büyüğümüz" denildiğinde tartışma kapanıyor, geriye yalnızca kişisel vefa kalıyordu. Oysa milyonların izlediği bir futbolcunun kamuoyu önünde sunduğu saygınlığın etkisi, özel dostluğunun sınırlarını çoktan aşmıştı.

İlişki sonraki yıllarda da sürdü. Ocak 2018'de Arda Turan'ın geleceği tartışılırken Ağar, Bloomberg HT'de yayımlanan Spor Saati programına telefonla bağlandı. Arda'yla konuştuğunu anlattı, ona kulüp tercihleri hakkında görüşlerini ilettiğini söyledi ve Galatasaray'ın kendisini sahiplenmesi gerektiğini savundu.

Ağar aynı yayında Arda'nın kendisine "Fatih Terim varsa ben gelmem" dediği iddiasını da reddetti. Bu ayrıntıyı atlamamak gerekiyor. Tartışmayı söylentilerle büyütmeye ihtiyaç yok; Ağar'ın kendi ağzından anlattığı konuşma zaten yeterince açıklayıcı. Bir futbolcunun kariyer tercihlerinde görüşüne başvurulan, camiaya oyuncuyu kucaklama çağrısı yapan bir konumdan konuşuyordu.

Şubat 2024'te bu kez Eyüpspor tesislerinde göründü. Yanında Belçika kulübü Westerlo'nun sahibi Oktay Ercan vardı. Teknik direktörlüğünü Arda Turan'ın yaptığı takımı ziyaret ettiler. Eyüpspor, ziyareti resmi hesabından duyurdu. Ağar ve Ercan'ın antrenmanı izlediğini, Turan ve kulüp yöneticisi Fatih Kulaksız'la görüştüğünü açıkladı. 

YILLAR GEÇSE DE YAKINLIK DEVAM EDİYOR

Böylece yıllar önce futbolcuya gönderilen destek, teknik direktörün çalıştığı kulübün kurumsal karşılamasına dönüşüyordu. İsimler görev değiştiriyor, kariyerler başka aşamalara geçiyor, Ağar'la kurulan yakınlık yerini koruyordu.

Burada yapılması gereken, her fotoğraftan komplo teorisi çıkarmak değil. Böyle iddialar somut kanıt gerektirir. Eldeki örneklerin gösterdiği sorun zaten yeterince ağır.

Futbol dünyası, Ağar'a yıllar boyunca itibar ve görünürlük sunuyor. Bu kabulün neden bu kadar kolay gerçekleştiği sorusu ise çoğu zaman sorulmuyor.

Üstelik bu devamlılığı 1990'lara ait, bugünün siyasetiyle bağı kalmamış bir hatıra gibi anlatmak da mümkün değil. Ağar, 2018'de oğlu Zülfü Tolga Ağar'ın adaylığı için gittiği AKP Elazığ binasında Erdoğan'ı ve AKP'yi desteklediğini açıkça söyledi.

AKP'nin iktidar çevresiyle kurulan bu bağ, "eski Türkiye" diye geçmişe havale edilen ilişkilerin yeni dönemde de kendilerine alan bulduğunu gösteriyor.

Ağar'ı yalnızca geçmişin tartışmalı bir figürü olarak sunmak, onun sonraki siyasi tercihlerinin ve kabul gördüğü çevrelerin üzerini örtüyor. Futboldaki ağırlığını da bu siyasi devamlılıktan bütünüyle bağımsız değerlendiremeyiz.

Bu hikâyede futbolun parıltılı dünyasının dışında kalan insanlar da var. Terim'in Yenipazar ziyaretinin yapıldığı günlerin hemen öncesinde, Mayıs 2012'de Cumartesi Anneleri de aynı ilçeye gitmişti. 

Onların gündeminde transfer, şampiyonluk ya da eski dostlara vefa yoktu. Kayıplarının akıbetini öğrenmek, sorumluların hesap vermesini istemek için oradaydılar. 

"BİZ YALNIZCA FUTBOL KONUŞUYORUZ" RAHATLIĞI

Aynı yere uzanan iki yol, Türkiye'deki derin ayrımı anlatıyor. Bir tarafta yakınlarını arayanların adalet talebi, diğer tarafta ülkenin en tanınmış futbol figürlerinin sunduğu saygınlık. "Biz yalnızca futbol konuşuyoruz" rahatlığı, bu ayrımı ortadan kaldırmıyor.

Okan Buruk'la aynı tribünde görünen Ağar'ın fotoğrafını tartışırken de bu hafızaya ihtiyacımız var. Yan yana oturmak, maçın sonucuna ilişkin herhangi bir usulsüzlüğün kanıtı değil ancak futbolun temsilcilerinin kime yakınlık gösterdiği, kimi olağan ve saygın bir misafir olarak kabul ettiği kamusal eleştirinin konusu. Teknik başarı, bu soruları hükümsüz kılamaz.

Galatasaray'ın tarihi, milyonlarca taraftarının aidiyeti ve sahadaki emeği, Ağar'ın siyasi geçmişine siper edilemez. Aynı ölçü Fenerbahçe için de federasyon için de diğer kulüpler için de geçerli. Kulüpleri sevmek, onları yönetenlerin ve temsil edenlerin bütün ilişkilerine kefil olmayı gerektirmez.

Futbolun Ağar'la ilişkisini konuşmak, geçmişi durup dururken kurcalamak değil. Geçmişin neden hâlâ en rahat koltuklarda oturabildiğini sormak.

Cuma akşamı maç bitti, perde kapandı. Mehmet Ağar'ın futbol üzerindeki gölgesi ise o son düdükle dağılmadı. O gölgeyi büyüten, futbol dünyasının kendisine yıllardır açtığı yer. Hesap sorulması gereken yerde gösterilen hürmet, hiçbir galibiyetle açıklanamaz.

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…