İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.071.835 ▼ %0,56
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Politika

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ: "Evlatlarımızın Katillerini Affetmeyeceğiz, Türk Askerinin Kanı Suudiler İçin Dökülemez"

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Antalya'da düzenlenen "Cumhuriyet'in Kadınları Buluşuyor" programında terörle mücadele, PKK ile yürütülen süreç, İran ve Yemen'deki gelişmeler, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri, ekonomik kriz, kadınların sorunları ve seçim hazırlıklarına ilişkin açıklamalarda bulundu. PKK mensuplarının modern silah sistemlerini

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Antalya'da gerçekleştirilen "Cumhuriyet'in Kadınları Buluşuyor" programında kadınlarla bir araya geldi. Antalya ziyaretine Alanya'dan başladığını belirten Özdağ, şehit ailelerinin yaşadığı sorunlardan terörle mücadele politikalarına, Orta Doğu'daki çatışmalardan ekonomik gelişmelere kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye Büyük Millet Meclisindeki terörle mücadele sürecini eleştiren Özdağ, PKK'nın silah bırakmadığını savunarak örgüt mensuplarının Suriye ve Irak üzerinden İran'a geçtiğini iddia etti. Türk askerinin Yemen'e gönderilmesi ihtimaline de karşı çıkan Özdağ, "Türk askerinin kanı Suudiler için dökülemez." ifadelerini kullandı.

"Şehit Annesi Hakkımı Helal Etmiyorum Dedi"

Antalya programı kapsamında Alanya'nın Mahmutlar Mahallesi'nde şehit Zekeriya'nın ailesini ziyaret ettiğini anlatan Özdağ, 2019 yılında Türkiye-Irak sınırında düzenlenen bir operasyonda şehit olan 27 yaşındaki askerin annesiyle yaptığı görüşmeyi aktardı.

Özdağ, şehit annesinin kendisine yaşadıklarını şu sözlerle anlattığını belirtti:

"Babası bizi bıraktı gitti, Zekeriya 7 yaşındaydı. Ben temizlik yaparak iki çocuğumu büyüttüm. Burada girmediğim ev, temizliğini yapmadığım apartman kalmadı ve hakkımı helal etmiyorum."

Şehit annesinin PKK'ya yönelik af olarak değerlendirdiği düzenlemelere tepki gösterdiğini belirten Özdağ, terörle mücadele konusunda izlenen politikaları eleştirdi.

"PKK'ya Özel Bir Af Yasası Çıkartıldı"

TBMM'deki düzenlemeleri değerlendiren Özdağ, şu iddialarda bulundu:

"Çerçeve yasa adı altında PKK'ya özel, teröre özel bir af yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, HÜDA PAR, Cumhuriyet Halk Partisi ve Yeni Parti'nin oylarıyla çıkartıldı. Rekor sayıda milletvekili, 467 sanıyorum, PKK'nın affedilmesi için oy verdi."

Söz konusu düzenlemeye toplumun karşı çıktığını savunan Özdağ, konunun halkoyuna sunulması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

"Bırakın siz bunu artık bu milleti vicdanından kopmuş, temsil etmeyen milletvekillerine onaylatmayı, gelin Türk halkına sorun. Bakalım, Türk halkı PKK affına ve Öcalan'ın serbest kalmasına ne diyecek. Elbette sandıkta güçlü, çok güçlü bir hayırla bugün izlenen politikayı sandığa gömecek."

"PKK'lı Teröristler Modern Silah Sistemlerini İran'a Taşıyorlar"

PKK'nın silah bıraktığı yönündeki açıklamalara karşı çıkan Özdağ, örgütün faaliyetlerini sürdürdüğünü ileri sürdü.

Uzun yıllardır terör örgütü üzerine akademik çalışmalar yaptığını belirten Özdağ, şunları söyledi:

"Ben PKK terör örgütünü yıllardan beri akademik olarak çalışan, sadece kütüphanede değil, sınırın öte tarafında ve bu tarafında dağ köyleri dahil, karakollar dahil, gece operasyonları dahil, özel harp karargâhları dahil izlemiş, ziyaret etmiş, araştırmış bir kişiyim ve PKK silah bırakmadı."

Özdağ, örgüt mensuplarının İran'a yöneldiğini iddia ederek şu ifadeleri kullandı:

"PKK silah bırakmadı ve PKK'lı teröristler şimdi Suriye'den, Irak'tan İran'a gidiyorlar. Modern silah sistemlerini, ileri teknoloji silahları, cephaneleri İran'a taşıyorlar. Sincar'daki PKK'lılar İran'a kayıyorlar ve değerli arkadaşlar, PKK'lı teröristlerin üç ilimizin kırsalına girmeye başladıkları istihbaratını duyuyoruz."

KCK yapılanmasının devam ettiğini savunan Özdağ, 1991 yılında PKK'ya katıldığını söylediği Süleyman Şahin'in İran'daki PKK yapılanmasının başına getirildiğini öne sürdü.

"Hani PKK kapanmıştı? Hani KCK kapanmıştı? Hâlâ PKK'nın, KCK'nın yapısı varlığını sürdürmeye ve yeni terör eylemlerine hazırlanmaya devam ediyor."

İran'daki gelişmelerin bölgesel güvenlik açısından önemli olduğunu belirten Özdağ, PKK üzerinden İran'ın iç çatışmaya sürüklenmesinin hedeflendiğini iddia etti.

"Amacın İran'da bir ayaklanma gerçekleştirmek, İran rejimini devirmek, İran'ın doğu ucunda Belucileri ayaklandırmak ve batı tarafında da PKK üzerinden İran'ı bir iç çatışmaya sürüklemek olduğunu" savundu.

"Evlatlarımızın Katillerini Affetmeyeceğiz"

PKK ile yürütülen sürece yönelik eleştirilerini sürdüren Özdağ, örgütün güvenlik koruculuğu sisteminin kaldırılmasını ve Türkiye içinde İHA ile SİHA faaliyetlerinin sınırlandırılmasını talep ettiğini ileri sürdü.

Özdağ, geçmişte gerçekleştirilen terör saldırılarını hatırlatarak şöyle konuştu:

"Vatansever korucuların elinden silahları alalım da sizin saldırılarınıza açık hâle mi getirelim? Onların bebeklerini siz beşiklerde katlettiniz. Ömerli'de, Mardin'de yaptığınızı unuttuk mu? Binlerce insanımızı kadın, çocuk, bebek demeden katlettiğinizi unuttuk mu zannediyorsunuz? Hayır, unutmadık. Unutmayacağız. Affetmedik. Affetmeyeceğiz."

Zafer Partisi Düzce İl Başkanlığına asılan pankartın kaldırıldığını ve il başkanı hakkında soruşturma açıldığını belirten Özdağ, yaşananlara tepki gösterdi.

"Düzce İl Başkanımız Hülya Hanım bir pankart asmış il binasına. Demiş ki: 'Evlatlarımızın katillerini affetmeyeceğiz. Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir.' Gece yarısı savcılık emriyle pankartı indirmek için belediyenin itfaiye aracı gelmiş Düzce'deki il başkanlığımıza. İl başkanımızla ilgili halkı kin ve düşmanlığa kışkırtmaktan soruşturma açılmış."

Pankartın kaldırılmasının ardından bütün il başkanlıklarına aynı ifadelerin yer aldığı pankartı asmaları yönünde talimat verdiğini açıklayan Özdağ, "Biz evlatlarımızın katillerini affetmeyeceğiz." dedi.

"Mehmetçik Terörle Mücadelede Şehit Olmasın Diyorsunuz Ama Yemen'e Göndermeye Hazırlanıyorsunuz"

Türkiye'nin Orta Doğu politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Türk askerinin Yemen'de Husilere karşı yürütülebilecek bir askerî operasyona katılması ihtimalini eleştirdi.

Özdağ, terörle mücadele sürecinde asker kayıplarının önlenmesinin gerekçe gösterildiğini hatırlatarak şöyle konuştu:

"Diyorsunuz ki Mehmetçik terörle mücadelede şehit olmasın ama Türk askerini Husilerle savaşmak üzere Yemen'e yollamaya hazırlanıyorsunuz. Nasıl iş bu ya?"

İsrail'in Gazze'deki saldırılarına da değinen Özdağ, hükümetin bölgesel politikasında çelişkiler bulunduğunu savundu.

"Hem diyorsunuz ki biz İsrail'e karşıyız, İsrail'in Gazze'de yaptıklarına karşıyız. Evet, İsrail Gazze'de bir soykırım yapıyor. Peki, buna karşı kim sözün dışında etkili siyaset yapıyor? Kim savaşıyor İsrail'le? İran ve Husiler. Şimdi siz hem İsrail'e karşı olacaksınız hem de İsrail'le savaşan Husilere düşman olacaksınız."

"Türk Askerinin Kanı Suudiler İçin Dökülemez"

Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'deki gelişmelere dikkat çeken Özdağ, bölgedeki petrol yollarının kontrolünün uluslararası mücadelede belirleyici olduğunu ifade etti.

"Hürmüz Boğazı'nı İran kapattı. Kızıldeniz'den Hint Okyanusu'na açılan koridoru da Yemen üzerinden Husiler kapattı. Böylece petrol yollarını Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı kontrol altına almış oldu. Şimdi Husileri devreden çıkartmak demek, o petrol yolunu açıp Amerika ve İsrail'e teslim etmek demek."

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın bölgesel temaslarını eleştiren Özdağ, Türkiye'nin askerî bir çatışmanın parçası hâline getirilmemesi gerektiğini savundu.

Mekke Anlaşması olarak nitelendirdiği bir düzenlemenin henüz TBMM tarafından onaylanmadığını ileri süren Özdağ, Meclis kararı olmadan asker gönderilmesine yönelik girişimlerin anayasal sorun oluşturacağını söyledi.

Suudi Arabistan'ın geçmişte Osmanlı askerlerine yönelik tutumunu da hatırlatan Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

"Suudi Arabistan'a gittiğiniz zaman hâlâ Türk trenlerine nasıl bastıklarını, Türk askerlerini nasıl katlettiklerini gelen turistlere gösteren bir yönetim var orada. Bizim bıraktığımız tarihî eserleri yıkan bir yönetim var orada. Bir aileye ait bir ülke var. Suudi ailesinin Arabistan'ı var. Türk askerinin kanı Suudiler için dökülemez."

"Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği Dört Bin Yıllık Bir Geçmişe Dayanıyor"

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler hakkında da konuşan Özdağ, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Birleşmiş Milletlerdeki konuşması sırasında Azerbaycan heyetinin salondan ayrılmadığı yönündeki iddialara değindi.

Özdağ, Azerbaycan'ın BM Büyükelçisi ve beraberindeki heyetin salondan ayrıldığını, yalnızca üçüncü kâtibin konuşmayı takip etmek üzere kaldığını belirtti.

Azerbaycan'ın egemen bir devlet olduğunu vurgulayan Özdağ, dış politika tercihlerinin başka ülkeler tarafından belirlenemeyeceğini söyledi.

"Türkiye-Azerbaycan ilişkileri Erdoğan'la ve İlham Aliyev'le başlamadı. Türkiye-Azerbaycan ilişkileri 4 bin sene önce Tanrı Dağları'nın çevresinde başladı. Biz 4 bin seneden beri kardeşiz, kardeş olmaya devam edeceğiz ve zor günümüzde birbirimizin yanında olacağız."

Sosyal medya üzerinden iki ülke arasındaki ilişkileri hedef alan paylaşımlara tepki gösteren Özdağ, "Türk halkı kardeş Azerbaycan'ın yanındadır ve olmaya devam edecektir." dedi.

"Türkiye Ekonomik Anlamda Tam Bir Felaket Yaşıyor"

Antalya'nın Manavgat ilçesinde esnaf ziyaretleri gerçekleştirdiğini anlatan Özdağ, ekonomik koşulların küçük işletmeleri zor durumda bıraktığını söyledi.

Esnafın satışlarında geçen yıla göre önemli düşüşler yaşandığını belirten Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

"Dün Manavgat'ta bir bakkal dükkânına girdik ve 'İşler nasıl?' diye sorduk. İşler kötü. Evet, bütün esnaf işlerin kötü olduğunu söyledi. Geçen seneye göre yüzde elli her yerde düşmüş işler. Bu, mesela tatlıcılarda daha da yüksek. Tatlıcılarda yüzde 80, pastanelerde yüzde 60 civarında geçen seneye göre işlerde düşüş var."

Manavgat'ta uzun yıllardır faaliyet gösteren bir fırın işletmecisiyle yaptığı görüşmeyi de aktaran Özdağ, işletmecinin maliyetler nedeniyle faaliyetlerini sürdürmekte zorlandığını söyledi.

"1980'den beri Manavgat'ın en büyük fırınlarından bir tanesini işleten kişi dedi ki: 'Bir sene daha devam ederiz, etmeyiz.' 'Nasıl ya, su, un ve tuz senin işin.' dedim. 'Doğru ama 23 liraya mal ediyorum, 15 liraya satıyorum.' dedi."

Özdağ, işletmelerin yüksek girdi maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu belirterek "Esnaf pahalı satmıyor ama girdiler o kadar yüksek ki inanılır gibi değil. Tam bir felaket yaşıyor Türkiye ekonomik anlamda." değerlendirmesinde bulundu.

"500 Binden Fazla İnsan Mağdur Oldu"

Finansal yatırım fonlarına ilişkin iddiaları da gündeme getiren Özdağ, Manavgat'ta görüştüğü bir esnafın birikimlerini bir fona yatırdığını anlattı.

Esnafın kendisine başlangıçta 6 milyon lira yatırdığını, kazançlarla birlikte tutarın 16 milyon liraya ulaştığını söylediğini aktaran Özdağ, benzer durumda çok sayıda kişinin bulunduğunu ileri sürdü.

"Böyle 500 binden fazla insan var. 20 milyar dolar görünen zarar ama maliyetiyle birlikte zararın 90 milyar dolara çıktığı söyleniyor. Ve Türkiye'nin bundan sonra bu kurumsal güvenliğin olmadığı ortamda para bulması daha zor ve daha pahalı hâle gelecek."

Söz konusu zarar rakamlarını iddia olarak dile getiren Özdağ, hükümetin yolsuzluklarla yeterince mücadele etmediğini savundu.

"Yolsuzlukla Mücadele Edenlerle Mücadele Ediliyor"

Gazetecilere yönelik adli işlemleri de eleştiren Özdağ, İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve diğer bazı gazeteciler hakkında uygulandığını belirttiği tedbirleri gündeme getirdi.

Özdağ, Fatma Betül Sayan Kaya hakkında ortaya atılan finansal işlem iddialarına da değinerek kamuoyuna açıklama yapılması gerektiğini savundu.

Sayan Kaya'ya atfettiği "Ya ben bunun kötü bir şey olduğunu bilseydim kendi ismimle yapar mıydım hiç?" sözlerini eleştiren Özdağ, mali işlemlerin kaynağının araştırılması gerektiğini ifade etti.

"164 milyon TL nereden geldi? Senin eşin bir doktor. Bordroyla kazanıyor parayı. Senin fabrikan yok, üretimin yok, ticaret de yapmıyorsun bildiğimiz kadarıyla."

Özdağ'ın finansal işlemler, kişilerin mal varlıkları ve gazetecilere yönelik uygulamalar hakkındaki değerlendirmeleri, konuşmasında dile getirdiği iddia ve eleştiriler olarak yer aldı.

"Türkiye'nin Sorunları Hepimizin Sorunu Ama Kadınlar Daha Fazla Etkileniyor"

Programın kadınlara yönelik bölümünde konuşan Özdağ, ekonomik kriz, güvenlik, göç ve bağımlılık sorunlarının kadınlar üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

"Ben Türkiye'de kadınların sorunlarıyla erkeklerin sorunlarını ayırmıyorum. Türkiye'nin sorunları hepimizin sorunu. Ancak bu sorunların altında kadınlar erkeklerden daha fazla eziliyor."

Düzensiz göçün kadınların günlük yaşamında güvenlik kaygılarını artırdığını savunan Özdağ, toplu taşıma ve öğrenci yurtlarına ulaşım sırasında yaşanan korkulara işaret etti.

"Metrobüse binerken korkuyorlar. Öğrenciler metrodan çıkıp yurda giderken gece korkuyorlar."

Gebze'de öldürülen Ayşegül'ün yaşadıklarını hatırlatan Özdağ, kadınlara yönelik şiddet olaylarının önlenmesi gerektiğini söyledi.

"Uyuşturucu Bağımlılığının Yükünü Yine Anneler Taşıyor"

Uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Türkiye'de 4 milyon uyuşturucu ve 2 milyon sanal kumar bağımlısı bulunduğunu öne sürdü.

Ankara'da bağımlıların aileleriyle yaptığı toplantıyı anlatan Özdağ, katılımcıların büyük çoğunluğunun annelerden oluştuğunu belirtti.

"Ankara'da uyuşturucu bağımlılarının anne ve babalarıyla toplantı yapıyoruz. 80 tane anne, iki tane baba geliyor. Yine annelerin üzerinde yük. Yine kadınların üzerinde yük."

Ekonomik sıkıntıların da kadınları daha fazla etkilediğini savunan Özdağ, pazarlarda karşılaştığı kadınların geçim sorunlarını dile getirdiğini anlattı.

Ankara'da bir kadının kendisine söylediği sözleri aktaran Özdağ, şöyle konuştu:

"45 yıllık evliyim, kocam geçen sene öldü, 16 bin lira maaş alıyorum ve kanser tedavisinden geliyorum. Söyle bana, nasıl yaşayacağım?"

Kadın cinayetlerindeki artışa da dikkat çeken Özdağ, "Kadınların ve erkeklerin sorunları bu ülkede aynı. Gündemleri aynı ama kadınların sorunları, aynı olmanın ötesinde, daha fazla ve daha ağır sorunlar." dedi.

"Anadolu Kalesi Projesi ile Sınır Güvenliğini Sağlayacağız"

Zafer Partisinin göç ve güvenlik politikalarını anlatan Özdağ, Anadolu Kalesi Projesi kapsamında düzensiz göçün önlenmesini hedeflediklerini açıkladı.

Türkiye'de 13 milyon sığınmacı ve kaçak bulunduğunu iddia eden Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'nin güvenliğini sağlarken Anadolu Kalesi Projesi'yle bu 13 milyon sığınmacı ve kaçağı geri yollayarak ve yerine yenilerinin gelmesini engelleyecek bir sınır güvenliği sistemi sağlayarak bir derece iyileştireceğiz."

"Tertemiz Türkiye Projesi ile Bağımlılık Tedavisini Zorunlu Hâle Getireceğiz"

Uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığıyla mücadele kapsamında hazırladıkları Tertemiz Türkiye Projesi'ni de anlatan Özdağ, bağımlı bireylerin rehabilitasyon süreçlerine alınmasını hedeflediklerini söyledi.

"Tertemiz Türkiye Projesi'yle uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılarının tedavisini zorunlu hâle getireceğiz. Zorunlu arkadaşlar. Kendilerini uzak yerde çalışarak, üreterek uyuşturucudan arındırıp, kumardan arındırıp topluma onları sağlıklı bireyler olarak, anne ve babalarına, özellikle de annelere geri vereceğiz."

Özdağ, bağımlılıkla mücadelenin ailelerin ve özellikle kadınların üzerindeki sosyal yükü azaltacağını savundu.

"Türkiye Zengin Fakat Türk Halkı Fakir"

Gelir dağılımındaki eşitsizliği eleştiren Özdağ, Türkiye'de küçük bir kesimin yüksek gelir elde ederken geniş toplum kesimlerinin geçim sıkıntısı yaşadığını söyledi.

İstanbul Eyüpsultan'da ziyaret ettiği bir parfümeri işletmesindeki fiyatları örnek gösteren Özdağ, ekonomik farklılıkların belirginleştiğini ifade etti.

"En pahalı parfümün ne kadar?' dedim. Ocak ayında arkadaşlar, 68 bin lira, dedi. 'Peki, en ucuz parfümün ne kadar?' 800 lira, dedi. 'Ortalama kaça satıyorsun?' dedim. '30-40 bin bandında.' dedi."

Türkiye'de yüksek gelir elde eden kesimlerin ekonomik krizden farklı etkilendiğini savunan Özdağ, yurt dışındaki gayrimenkul alımlarına da değindi.

"Türkiye'den yurt dışına gidip ev satın alanların vermiş olduğu para 12,5 milyar dolar. Bu ülkede kazanılmış, yurt dışında gayrimenkul satın alınmış para."

"Bu Hırsızlığı, Rant Düzenini Durduracağız"

Zafer Partisinin ekonomi politikalarına ilişkin hedeflerini açıklayan Özdağ, kamu kaynaklarının kullanımında hesap verebilirliği sağlayacaklarını belirtti.

"Türkiye'de bir yüzde 10 var: foncular, rantiyeciler, beşli çeteciler. Bunlar korkunç bir para kazanıyorlar."

Yolsuzluk ve rant düzeni olarak nitelendirdiği ekonomik yapıyı değiştirmeyi hedeflediklerini söyleyen Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

"Biz bu parayı Türk halkına iade edeceğiz. Bu çalınanları Türk halkına geri vereceğiz. Ve bu hırsızlığı, rant düzenini durduracağız. Türkiye tekrar istihdamı konuşmaya başlayacak. Türkiye tekrar refahı ve üretimi konuşmaya başlayacak."

"Meslek Liselerini, Köy Okullarını ve Askerî Liseleri Açacağız"

Eğitim politikalarına ilişkin vaatlerini de sıralayan Özdağ, mesleki eğitimin ve üretime dayalı öğretimin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

"Meslek liselerini açacağız. Köy okullarını açacağız. Tarım liselerini açacağız. Kuleli'yi açacağız. Deniz Lisesi'ni açacağız. Hava Lisesi'ni açacağız. Eğitimi tekrar Atatürkçü çizgiye oturtacağız."

Millî Eğitim Bakanlığının mevcut politikalarını da eleştiren Özdağ, iktidara gelmeleri durumunda eğitim sisteminde kapsamlı değişiklikler gerçekleştireceklerini belirtti.

"Seçim Ne Zaman Olursa Olsun Biz Hazırız"

Konuşmasının seçim hazırlıklarına ilişkin bölümünde Zafer Partisinin teşkilatlanma çalışmalarına değinen Özdağ, seçimlerin ne zaman yapılacağının kesin olmadığını ancak partisinin her türlü takvime hazırlandığını söyledi.

"Türkiye'de seçimlerin ne zaman olacağını iktidar dâhil kimse bilmiyor. Bir tek Allah biliyor seçimlerin ne zaman olacağını. Ama ne zaman olursa olsun biz hazırız. Projelerimizle hazırız. Programımızla hazırız. Kadrolarımızla hazırız."

Antalya teşkilatının çalışmalarından memnuniyet duyduğunu belirten Özdağ, diğer illerde de benzer bir örgütlenme düzeyine ulaşmayı hedeflediklerini açıkladı.

"Antalya'da da maşallah çok hazırız. Onu görüyorum. Keşke her yer Antalya gibi olsa, o zaman çok çok çok daha hazır olacağız. Ve şimdi hedefimiz, her yeri Antalya gibi bir noktaya getirmek, Antalya'yı da bugün olduğu yerin üzerine birlikte götürmek."

"Antalya'da Her Üyemizden Ayda Bir Yeni Üye Bekliyorum"

Seçimlerin en geç 2028 yılında yapılacağını belirten Özdağ, Antalya'daki parti üyelerine teşkilatlanma çağrısında bulundu.

"Her hâlükârda en geç 2028'de seçim var. Çok zaman kalmadı. Onun için arkadaşlar, sizlerden Antalya'da en yakınınızdan her ay bir tane üye bekliyorum. Çok basit. Ayda bir üye. Seçimlere kadar."

Sandık güvenliğinin önemine de dikkat çeken Özdağ, seçim günü parti teşkilatlarının görev başında olması gerektiğini belirtti.

"Sandık başlarında, beş yıldan beri çalışmamızın sonucu olan oylarımızı, trafolara kedi girmesini engelleyerek, girdiği gibi çıkmasını sağlamak. Eğer üyemiz olursa bunu da rahatlıkla gerçekleştiririz."

"AK Parti İktidardan Gidiyor"

İktidar partisinin içindeki siyasi tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, AK Parti'nin yönetim ve ekonomi politikaları nedeniyle seçmen desteği kaybettiğini savundu.

"Arkadaşlar, seçim muhakkak olacak. 'Ya AK Parti iktidardan gider mi?' Arkadaşlar, AK Parti iktidardan gidiyor. Kendi içinde dört parçaya bölünmüş. Erdoğan sonrasında kimin iktidara gireceği, AK Parti içinde onun tartışmaları, kavgaları yürüyor."

Ekonomik kriz ve PKK ile yürütülen sürecin seçmen davranışlarını etkileyeceğini ileri süren Özdağ, 7 Haziran 2015 seçimlerini hatırlattı.

"Unutmayın, 2015 Haziranı'nda Türk milleti ne yapmıştı? AK Parti'yi iktidardan düşürmüştü. O zaman Devlet Bahçeli'nin yardımıyla geri geldi. Şimdi Devlet Bahçeli de yanında, birlikte düşüyorlar iktidardan."

"Bu Seçimlerde Atatürk'ten Taviz Vermeyen Tek Parti Olan Zafer Partisi'nde Toplanalım"

Antalya'daki konuşmasının sonunda Atatürkçülere, Türk milliyetçilerine ve vatanseverlere seslenen Özdağ, seçimlerde Zafer Partisine destek verilmesini istedi.

Partisinin güvenlik, ekonomi, göç ve eğitim alanındaki projelerini hayata geçirmek için çalıştığını belirten Özdağ, seçim sürecinde teşkilatların daha fazla sahada yer alacağını ifade etti.

Özdağ, konuşmasını şu çağrıyla sürdürdü:

"Bütün Atatürkçülere, bütün Türk milliyetçilerine, bütün vatanseverlere: Bu seçimlerde Atatürk'ten taviz vermeyen tek parti olan Zafer Partisi'nde toplanalım, oylarımızı bölmeyelim."

Kaynak: Cumha

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…