Adana Arkeoloji Müzesi: Tarihin Hazinesi ve Ziyaret Rehberi
Görsel: John Lubbock / Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.0
Türkiye'nin en eski müzelerinden Adana Arkeoloji Müzesi, tarih öncesinden Bizans'a uzanan zengin koleksiyonuyla Adana Müze Kompleksi'nde ziyaretçilerini bekliyor.
Adana, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış bereketli bir coğrafya. Bu zengin geçmişin izlerini görmek isteyenler için en önemli durak ise Adana Arkeoloji Müzesi. Türkiye'nin en köklü müzelerinden biri olan bu müze, 1924 yılında Cumhuriyet'in ilanından hemen sonra kuruldu ve o günden bu yana bölgenin arkeolojik hazinelerini koruyup sergiliyor. Bugün ise Adana'nın Seyhan ilçesindeki tarihi Millî Mensucat Fabrikası'nın restore edilmesiyle oluşturulan dev bir müze kompleksinin kalbinde yer alıyor.
Bir Fabrikadan Müze Kompleksine Uzanan Yolculuk
Adana Arkeoloji Müzesi'nin hikayesi aslında bir dönüşümün de hikayesi. Müze, ilk olarak 1924'te çevredeki sütun başlıkları ve lahitlerin toplanmasıyla kuruldu. 1928'de Taşköprü'nün başındaki Cafer Paşa Camii Medresesi'nde ziyarete açılan müze, daha sonra Kuruköprü'deki Rum Kilisesi'ne taşındı ve bir süre Adana Müzesi adıyla hizmet verdi. 1935'te eklenen etnografya bölümüyle Adana Arkeoloji ve Etnografya Müzesi adını aldı. 1972'de Reşatbey Mahallesi'ndeki yeni binasına taşınan müze, 30 yıl boyunca burada hizmet verdi.
Kent tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri ise 2013'te yaşandı. 1907'de inşa edilen ve Adana'nın en eski sanayi kuruluşlarından biri olan Millî Mensucat Fabrikası'nın müze kompleksine dönüştürülmesine karar verildi. 2017'de tamamlanan ilk etabın ardından Adana Arkeoloji Müzesi, bu tarihi fabrikanın deposuna taşındı ve 18 Mayıs 2017'de yeni yerinde ziyarete açıldı. Böylece Türkiye'nin en büyük müze kompleksi olan Adana Müze Kompleksi'nin de ilk büyük parçası oluşmuş oldu.
Sekiz Salonda İnsanlık Tarihi
Müze, tarih öncesi dönemlerden itibaren insanlık tarihine ışık tutan sekiz salondan oluşuyor. Bu salonlarda bilgiler, metinler, görseller, dioramalar ve canlandırmalarla ziyaretçilere aktarılıyor. Koleksiyon, Hitit, Asur, Fenike, Frig, Arkaik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait taş eserler, heykeller, kitabeler, lahitler, steller ve mimari parçalar gibi objeleri içeriyor. Ayrıca pişmiş topraktan üretilmiş çanak, çömlek, çeşitli kaplar, silindir ve damga mühürler, sikkeler ve diğer arkeolojik buluntular da sergileniyor. Müzede ayrıca Selçuklu ve Osmanlı devirlerine ait İslami eserler ile yörük çadırları ve halk sanatlarına ait etnografya malzemeleri de yer alıyor.
Müzenin koleksiyonu sadece Adana'dan değil, çevre bölgelerden de derlenmiş. Tarsus'taki Gözlükule höyüğü, Mersin'deki Yümüktepe höyüğü, Karatepe antik kenti ve Soğuksutepe gibi önemli arkeolojik kazı alanlarında çıkarılan eserler de burada sergileniyor. Bu da müzeyi bölgenin arkeolojik geçmişini anlamak için vazgeçilmez bir durak haline getiriyor.
Müzenin Yıldız Eserleri
Adana Arkeoloji Müzesi'nin en dikkat çekici eserleri arasında, 1998'de Adana'nın Cine köyünde bir tarlada gömülü olarak bulunan 2,5 metre yüksekliğindeki Hatti Fırtına Tanrısı Tarhunda heykeli yer alıyor. Boğaların çektiği bir araba üzerinde ayakta duran tanrıyı tasvir eden bu heykel, müzenin en görkemli parçalarından biri. Ayrıca Anadolu hiyeroglif yazıtlı anıt, Babil anıtı, Roma dönemine ait mermer insansı lahit ve Seyhan ilçesinde denizden çıkarılan bronz erkek heykeli de öne çıkan eserler arasında.
Müzenin bir diğer önemli eseri ise 1958'de Tarsus'ta bulunan Akhilleus lahdi. Lahdin uzun yüzlerinde, Truva kahramanlarından Hektor'un fidye karşılığında kurtarılması, Kral Priamos'un Akhilleus'ten yardım istemesi ve kralın arabasından inmesi gibi sahneler kabartma olarak işlenmiş. Arka planda ise ejderha tasvirleri yer alıyor. Bu etkileyici lahit, mitolojik hikayeleri taşa işleyen ustaların başyapıtlarından biri olarak kabul ediliyor.
Mozaikler ve Diğer Müzeler
Adana Müze Kompleksi, yalnızca Arkeoloji Müzesi'nden ibaret değil. Kompleksin içinde ayrıca Mozaik Teşhir Salonu, Kent Müzesi, Tarım Müzesi ve Sanayi Müzesi de bulunuyor. Mozaik Teşhir Salonu, Ceyhan Nehri kıyısındaki Misis antik yerleşiminde ortaya çıkarılan ve Nuh'un Gemisi temasını işleyen 4. yüzyıl mozaiğini korumak amacıyla oluşturuldu. Daha önce Misis Mozaik Müzesi'nde sergilenen bu eserler, kompleksin bu salonuna taşındı ve 2018'de ziyarete açıldı.
Kent Müzesi'nde Adana'nın ticaret kültürü, çarşıları, eğitim tarihi, günlük yaşamı ve Milli Mücadele'deki rolü canlandırmalar ve maketlerle anlatılıyor. Tarım Müzesi'nde ise Çukurova'nın karpuz, pamuk, ayçiçeği, karakılçık buğdayı, narenciye ve şeker kamışı gibi tarımsal ürünlerinin canlandırmaları yer alıyor. Sanayi Müzesi de pamuk üretiminin Adana sanayisinin gelişimine katkısını gözler önüne seriyor. Kompleks ayrıca, Adanalı oyuncular, müzisyenler ve sporcularla ilgili objelerin sergilendiği Sinema, Edebiyat, Spor ve Müzik bölümüne de ev sahipliği yapıyor.
Tarihe Yolculuk İçin Bir Davet
Adana Arkeoloji Müzesi, 68.530 metrekarelik bir arazi üzerine kurulu ve 36.790 metrekarelik sergileme alanına sahip dev bir kompleksin parçası. Bu yönüyle Türkiye'nin en büyük müze kompleksi olma unvanını taşıyor. Müze, 2019'da düzenlenen Shining Star Awards'ta En Başarılı Müze ve Ören Yeri kategorisinde ödüle layık görülerek başarısını taçlandırdı.
İster tarih öncesi dönemlerin gizemini keşfetmek, ister Hitit ve Roma uygarlıklarının ihtişamını yakından görmek, ister Çukurova'nın tarım ve sanayi geçmişine tanıklık etmek isteyin, Adana Arkeoloji Müzesi size unutulmaz bir deneyim sunacak. Bir zamanlar pamuk işleyen fabrikanın duvarları arasında, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini sürmek, Adana'yı ziyaret eden herkese eşsiz bir tarih yolculuğu vaat ediyor.
Kaynak: tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: John Lubbock, Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.0
THA - TürkAta Haber Ajansı