Aristidi Kozmo Simonoğlu ve Adana Sanayisinin Öncü Fabrikası
Görsel: Basak / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
Adana'nın ilk sanayi yapılarından Simonoğlu Fabrikası'nın kurucusu Aristidi Kozmo Simonoğlu'nun mirası ve fabrikanın bugünkü müze kompleksine dönüşümü.
Adana denince akla gelen zengin tarih, yalnızca taş köprüler ve antik kentlerden ibaret değil. Kentin modernleşme hikâyesinde, sanayinin temellerini atan isimler de en az arkeolojik miras kadar önemli. Bu isimlerden biri de Aristidi Kozmo Simonoğlu. Onun 1907 yılında Adana Eski istasyon yakınlarında yaptırdığı fabrika, kentin sanayi tarihinde bir dönüm noktası oldu. Bugün o fabrikanın bulunduğu alan, Adana Müze Kompleksi olarak kültürel bir çekim merkezine dönüşmüş durumda.
Simonoğlu Fabrikası ve Adana Sanayisindeki Yeri
Aristidi Kozmo Simonoğlu tarafından 1907'de kurulan ve eski adıyla Simonoğlu Fabrikası olarak bilinen Milli Mensucat Fabrikası, Çukurova Bölgesi'nde tesis edilmiş üçüncü, Adana'da ise ikinci iplik fabrikası olma özelliğini taşıyor. Günümüzde ilk iki fabrika (Tarsus'taki Mavromati Fabrikası ve Adana'daki Tırpani Fabrikası) yıkılmış durumda. Bu nedenle Simonoğlu Fabrikası, Adana'da ayakta kalan en eski iplik ve dokuma fabrikası olarak büyük bir tarihi değer taşıyor. Fabrikanın kuruluşu, bölgenin tarıma dayalı ekonomisinden sanayiye geçişinde önemli bir adım olarak kabul ediliyor.
Fabrikadan Müze Kompleksine Dönüşüm
Simonoğlu Fabrikası'nın bulunduğu geniş arazi, 2013 yılında bir müze kompleksi olarak restore edilme kararıyla yeni bir kimlik kazandı. Toplam 68.530 m²'lik alan üzerinde kurulu olan kompleks; Arkeoloji Müzesi, Mozaik Müzesi, Kent-Etnografya Müzesi, Sanayi Müzesi, Milli Mensucat Müzesi ve Tarım Müzesi gibi farklı temalarda müzeleri bir araya getiriyor. Bunların yanı sıra sosyal tesisler, çocuk etkinlik alanı, kafeterya, bilet satış ve danışma birimleri, hediyelik eşya satış noktaları, idari ofisler, sinevizyon alanı, açık alan peyzaj düzenlemeleri, dinlenme alanları, konferans salonu, geçici sergi salonları, açık hava sineması, kütüphane ve oyun alanları da kompleks içinde yer alıyor. Bu yönüyle Adana Müze Kompleksi, yalnızca bir sergileme alanı değil, aynı zamanda kent sakinleri ve ziyaretçiler için yaşayan bir kültür merkezi niteliği taşıyor.
Adana Arkeoloji Müzesi'nin Yeni Evi
Adana Arkeoloji Müzesi, Türkiye'nin en eski müzelerinden biri olarak 1924 yılında, Cumhuriyet'in ilanından hemen sonra kuruldu. İlk olarak çevredeki sütun başlıkları ve lahitlerin Polis Dairesi'nde toplanmasıyla oluşturulan koleksiyon, Halil Kamil Bey'in müdürlüğü döneminde geliştirilerek 1928'de Taşköprü'nün başındaki Cafer Paşa Camii Medresesi'nde ziyarete açıldı. Müze, daha sonra Kuruköprü'deki Rum Anıt Kilisesi'ne taşındı ve burada Adana Müzesi adıyla hizmet verdi. 1935'te müdür Rıza Yalgan'ın çalışmalarıyla etnografya bölümü eklenerek müze, Adana Arkeoloji ve Etnografya Müzesi adını aldı. 1966'da Reşatbey Mahallesi'nde yeni bir bina inşaatına başlandı ve arkeolojik eserler buraya taşındı. 5 Ocak 1972'de açılan bu bina yaklaşık 30 yıl hizmet verdi.
Müze, 2017'de restorasyonun ilk etabının tamamlanmasıyla birlikte Simonoğlu Fabrikası'nın yer aldığı Adana Müze Kompleksi'ne taşındı ve 18 Mayıs 2017'de yeni binasında ziyarete açıldı. Restorasyonun ikinci etabı ise 2018'de tamamlanarak Mozaik Teşhir Salonu hizmete girdi. Bu salonda Roma dönemine tarihlenen 16 mozaik sergileniyor. Müze, yeni yerine taşındıktan sonra uluslararası bir organizasyon olan Shining Star Awards 2019 Eğlence, Etkinlik ve Rekreasyon Ödüllerinde En Başarılı Müze ve Ören Yeri kategorisinde ödüle layık görüldü.
Müzede Sergilenen Önemli Eserler
Adana Arkeoloji Müzesi, Adana ve çevresinden derlenen eserlerin yanı sıra Gözlükule höyüğü (Tarsus), Yümüktepe höyüğü (Mersin), Karatepe antik kenti ve Soğuksutepe gibi önemli arkeolojik alanlarda yapılan kazılarda çıkarılan buluntulara da ev sahipliği yapıyor. Koleksiyonda prehistorik dönemden Hitit, Asur, Fenike, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait taş eserler, heykeller, kitabeler, lahitler, steller ve mimari parçalar; pişmiş topraktan üretilmiş çanak, çömlek, çeşitli kaplar, silindir ve damga mühürler, sikkeler ve diğer arkeolojik buluntular yer alıyor.
Müzenin en dikkat çekici eserlerinden biri, 1958'de Tarsus'ta bulunup getirilen Akhilleus lahdi. Lahdin uzun yüzeylerinde Truva kahramanlarından Hektor'un fidye karşılığında kurtarılması, Kral Priamos'un Akhilleus'ten yardım istemesi ve kralın arabasından inişi gibi sahneler kabartma olarak işlenmiş. Bir diğer önemli eser ise 1998'de Adana'nın Cine köyünde bir tarlada gömülü olarak bulunan, boğaların çektiği bir araba üzerinde ayakta duran fırtına tanrısı Tarhunda'yı temsil eden 2,5 metre yüksekliğindeki heykel. Ayrıca müzede Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait İslami eserler ile giyim kuşam, halk sanatları, el işleri, yörük çadırları ve yörüklerin kullandığı eşyalardan oluşan etnografya koleksiyonu da sergileniyor.
Aristidi Kozmo Simonoğlu'nun 1907'de temellerini attığı fabrika, bugün Adana'nın kültürel hafızasını koruyan dev bir müze kompleksine dönüşmüş durumda. Sanayinin öncü isimlerinden birinin mirası, kentin binlerce yıllık tarihini ziyaretçilerle buluşturan bir kültür kapısı olarak yaşamaya devam ediyor.
Kaynak: adana.ktb.gov.tr, tr.wikipedia.org
Görsel: Basak, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
THA - TürkAta Haber Ajansı